|
|
EPİDURAL ANESTEZİ UYGULAMALARINDA BUPİVAKAİN VE LEVOBUPİVAKAİN ETKİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Tolga ERGÖNENÇ,Gökhan GEDİKLİ,Jalan ERGÖNENÇ,Aytül TAŞ
Giriş ve Amaç
Uzun etki süreli lokal anesteziklerden Bupivakain ile aynı gruptan olan Levobupivakain, Bupivakainin S(-) enantiomeridir.Levobupivakainin epidural anestezi uygulamalarında kullanımı Bupivakaine benzer şekilde etkili ve güvenlidir. Birçok çalışmada Levobupivakainin kardiyovasküler ve merkezi sinir sistemi yan etkilerinin Bupivakainden daha az olduğu,etki başlangıç süresi ve etki süresinin ise aynı olduğu,kardiyovasküler sistem patolojileri olan hastalarda Bupivakaine alternatif olabileceği ifade edilmektedir.Çalışmamızda Bupivakain ve Levobupivakainin epidural anestezi uygulamalarında etki başlangıç sürelerini ve hemodinamik etkilerini karşılaştırdık. Materyal Metod
Etik kurul onayı ve bilgilendirilmiş onamları alındıktan sonra epidural anestezi planlanan,18-60 yaş arası,ASA I-II,50 hasta 2 grup halinde çalışmaya dahil edildi.Standart monitörizasyonun ardından her iki gruba oturur pozisyonda,18 Gauge Tuohy iğne ile asılı damla yöntemi kullanılarak,orta hattan epidural mesafe tayini yapıldı.Test dozunu takiben Levobupivakain grubuna(Grup L) 10 ml %0.5 Levobupivakain, Bupivakain grubuna (Grup B) 10 ml %0.5 Bupivakain yapılarak 20 G kateter epidural iğneden sefale doğru 4 cm ilerletilerek yerleştirildi.Hastalar supin pozisyonda 30 derece açı ile yatırıldı.Hastalarda duysal blok seviyeleri her 30 sn de bir olacak şekilde kontrol edildi.Epidural enjeksiyondan ağrı duyulmadığı ana kadar geçen süre duyusal blok,bromage 2 olması için geçen süre motor blok başlangıç zamanı kabul edildi.Hastaların preop,1,3,5,10,15,20,30,40, 50,60,75,90,105 ve 120. dakikalarda sistoli (SKB),diyastolik(DKB) ve ortalama kan basınçları(OKB) ile nabız dakika sayıları(NDS) ölçüldü.SKB’nın bazal değerine göre %30’dan fazla düşmesi durumunda 200 ml izotonik solüsyonu 10 dakika içinde i. v yüklendi,gerektiğinde 5 mg efedrin i. v. uygulandı. NDS 45/dk altına düştüğünde 0. 5 mg atropin i. v. uygulandı.Olgular yan etkiler (hipotansiyon, bradikardi,bulantı,kusma,kaşıntı)açısından takip edildi.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for windows 10. 0 istatistik paket programı,karşılaştırmalarda Student’s t,Paired t test,Fisher exact test ve ki-kare testleri kullanıldı.p<0. 05 anlamlı kabul edildi. Bulgular
Gruplarların demografik verileri ve ASA fiziksel skorları ile operasyon süreleri,duyusal bloğun T6 ya ulaşma ve 2 segment gerileme sürelerinin ortalamaları,VAS değerlerinin ortalamaları, istatistiksel olarak benzer bulundu (p>0. 05).Gruplar arasında yan etkiler bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı.p>0.05 Grup L’de sensoriyel blok süresi Grup B’ye göre ,Grup B’de motor blok süresi Grup L’ye göre anlamlı derecede daha uzun bulundu.p<0.05.OKB açısından Grup L 10,15,20,30,40,50,60,80 ve 90.dakikalarda Grup B’ye göre,Grup B ise 105 ve 120.dakikalarda Grup L’ye göre anlamlı derecede daha fazla bulunmuş olup(p<0.001),gruplar arasında diğer dönemlerde OKB değerleri bakımından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.p>0.05.Grup B ve Grup L’de tüm ölçümlerde OKB değerleri başlangıca, göre anlamlı derecede düşmüştür.p<0.05 p<0.001.Grup B’de 15,30,40,50, 60 ve 90.dakikada NDS değerleri Grup L’ye göre,Grup L’nin 10.dk NDS değerleri Grup B göre anlamlı derecede daha fazladır.p<0.001 p<0.05.Başlangıça göre Grup L’de 1.dk,Grup B’de 1. ve 3.dk NDS değerleri bakımından anlamlı bir farklılık yoktur.p>0.05.Diğer ölçümler her iki grupta başlangıca göre anlamlı derecede düşmüştür.p<0.05 p<0.001 Tartışma ve sonuç
Çalışmamız neticesinde;Bupivakainin motor blok süresinin daha uzun olması nedeniyle,motor blok gerçekleşmesi talep edilen cerrahi prosedürlerde levobupivakaine tercih edilebileceği,kısa süreli cerrahilerde ise motor bloğun daha erken derlenmesi açısından levobupivakainin öncelikli olarak kullanılmasının uygun olabileceği,hemodinamik paremetreleri her iki ajanın da benzer şekilde etkilediği,yan etkiler açısından her iki ajan arasında fark bulunmadığı sonucuna vardık.
Supraklavikuler Brakiyal Pleksus Bloklarında Klinik Deneyimlerimiz
Tolga ERGÖNENÇ,Jalan ERGÖNENÇ,Gülşen BİCAN
GİRİŞ VE AMAÇ
Brakiyal pleksus bloğu(BPB),kol,önkol ve omuz
cerrahisinde genel anesteziye göre birçok avantaja sahiptir;cerrahi
stres cevabını azaltır,ekstremitedeki kan akımın arttırır,postoperatif
analjezide üstünlük sağlar,erken mobilizasyona imkan tanır,yan etkileri
daha azdır.BPB 4 farklı yoldan uygulanabilir(interskalen,aksiler,supraklavikuler,infraklavikuler
blok),bölgesel anestezi komplikasyonlarına ilave olarak
pnömotoraks,horner sendromu,frenik sinir bloğu gibi komplikasyonlar
görülebilir.Bu metin supraklavikuler brakiyal pleksus bloklarındaki
klinik deneyimlerimiz hakkındadır.
MATERYAL VE METOD
Bilgilendirilmiş
onamı alınan ve üst ekstremite cerrahisi planlanan,25-68 yaşlarında,ASA
I-III,periferik blok için kontrendikasyonu bulunmayan 140 hastaya
supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu(SBPB) periferik sinir
stimulatörü (PSS) ile,%1 prilokain ve %0.25 bupivakain kullanılarak
toplam 30 cc ile uygulandı.Duyusal ve motor blok düzeyleri ile blok
süreleri,VAS skorları kaydedildi,ek analjezi ihtiyacı ve
komplikasyonlar açısından izlendi.Cilt temizliği sonrası
Sternokloidomastoid kasının klavikuler ayağının dış kenarından 0.5 cm
lateralinden girilerek tekniğine uygun bir şekilde ilerletilen 21G,5
cm'lik stimuplex A iğnesi ile brakiyal pleksus 0.8mA'lik uyarıyla
lokalize edildi.Deltoid kas yanıtının alındığı yerde uyarı 0.4mA'e
düşürüldü ve kas aktivitesinin devam ettiği görülerek aspirasyonun
negatif olduğu teyid edildikten sonra 2mL %0.5 prilokain+adrenalin (15
µg) test dozu olarak verildi ardından 15 mL % 0.5 Bupivakain ve 15 ml
%2 prilokain karışımından 15 ml uygulandı.Aynı işlem Biseps kas yanıtı
elde edildiğinde tekrarlandı.İşlemler sırasında arteriyel veya venöz
ponksiyon olmadı,enjeksiyon sırasında iğne lokalizasyonu
değiştirilmedi,intranöral enjeksiyon bulgusu tespit edilmedi ve toplam
dört kez negatif aspirasyon yapıldı.Duyusal blok düzeyi iğne batırma
(pin-prick) yöntemi,motor blok düzeyleri Bromage skalası ile blok
konforu ise VAS ile değerlendirilerek kaydedildi.
BULGULAR
Uygulamalara
ilişikin bilinen her hangi bir komplikasyon ve başarısız blok(duyusal
ve motor bloğun hiç oluşmaması) gelişmedi.Duyusal ve motor blok
başlangıç zamanı ile blok süreleri ve VAS değerleri Tablo 2'de gösterilmiştir.
TARTIŞMA VE SONUÇ
Pnömotoraks
SBPB'da en ciddi komplikasyondur.Bu komplikasyonun gelişme sıklığı
%0.5-6 arasındadır.Uygulamalarımızda klinik bulgu veren pnömotoraks ve
diğer komplikasyonlar gelişmedi.Komplikasyonların önüne
geçilmesinde,bloğun tecrübeli kişilerce tekniğine uygun olarak,uygun
boyda iğne ile PSS kullanılarak yapılmasının ve işlem sırasında
hastayla yakın iletişim kurulmasının önemli rol oynadığı
düşüncesindeyiz.İntranöral enjeksiyondan kaçınılması için 0.4mA'den
düşük uyarı ile çalışılmamalıdır.Tecrübeli ellerde SBPB'nun güvenli ve
ekonomik bir yöntem olduğunu ve birçok hastada üst ekstremite
cerrahisinde genel anesteziye mükemmel bir alternatif oluşturduğunu
düşünmekteyiz.
Tablo 1: Operasyona göre dağılımı
|
Cerrahi Alan
|
Erkek
|
Kadın
|
|
Omuz
|
14
|
4
|
|
Kol
|
26
|
4
|
|
Ön kol
|
30
|
4
|
|
El-bilek
|
40
|
20
|
Tablo 2: Blok başlama,motor blok,duyusal blok süreleri,VASdeğerleri
|
Blok Başlama
|
12.30± 1.28
|
|
Motor Blok Süreleri
|
592± 66
|
|
Duyusal Blok Süreleri
|
612± 72
|
|
Operasyon Süresi
|
74.25
|
|
VAS
|
1.4± 0.6
|
06 Mart 2009 18:30
Non-invazif Ventilasyon
*Clinic of Urology, Sakarya Training and Research Hospital, Sakarya, Turkey. ffonol@yahoo.com **Clinic of Pathology, Sakarya Training and Research Hospital, Sakarya, Turkey. ***Clinic of Urology, Sakarya Training and Research Hospital, Sakarya, Turkey. ****Clinic of Anaesthesiology and critical care, Sakarya Training and Research Hospital, Sakarya, Turkey.
Bronchogenic
cysts are developmental abnormalities of the primitive foregut
resulting from aberrant budding from the ventral diverticulum. A
retroperitoneal position for a bronchial cyst is extremely unusual and
should be differentiated from other neoplastic lesions. Although
histologically they can be differentiated from other lesions, bronchial
cysts may show various pathological patterns of differentiation that
may cause confusion in differentiating them from cystic teratomas. This
is a case of a retroperitoneal bronchogenic cyst featuring uncommon
histological findings, which raises the question whether these benign
lesions can always be accurately differentiated from teratomatoid
cystic neoplasms.
06 Şubat 2009
Agri Tedavisinde Yenilikler
Crisis management during anaesthesia: laryngospasm
T Visvanathan, M T Kluger, R K Webb, R N Westhorpe
Background: Laryngospasm is usually easily detected and managed, but may present atypically and/or be precipitated by factors which are not immediately recognised. If poorly managed, it has the potential to cause morbidity and mortality such as severe hypoxaemia, pulmonary aspiration, and post-obstructive pulmonary oedema. Objectives: To examine the role of a previously described core algorithm ‘‘COVER ABCD–A SWIFT CHECK’’, suppl emented by a specificsub-algorithm for laryngospasm, in the management of laryngospasm occurring in association with anaesthesia. Methods: The potential performance of this structured approach for the relevant incidents amongst the first 4000 reported to the Australian Incident Monitoring Study (AIMS) was compared with the actual management as reported by the anaesthetists involved. Results: There were 189 reports of laryngospasm among the first 4000 incidents reported to AIMS. These were extracted and analysed. In 77% of cases laryngospasm was clinically obvious, but 14% presented as airway obstruction, 5% as regurgitation or vomiting, and 4% as desaturation. Most were precipitated by direct airway stimulation (airway manipulation, regurgitation, vomiting, or blood or secretions in the pharynx), but patient movement, surgical stimulus, irritant volatile agents, and failure to deliver the anaesthetic were also precipitating factors. Desaturation occurred in over 60% of cases, bradycardia in 6% (23% in patients aged ,1 year), pulmonary oedema in 4%, and pulmonary aspiration in 3%. It was considered that, correctly applied, the combined core algorithm and sub-algorithm recommended for the diagnosis and management of laryngospasm would have led to earlier recognition of the problem and/or better management in 16% of cases. Conclusion: Laryngospasm may present atypically and, if not promptly managed effectively, may lead to morbidity and mortality. Although usually promptly recognised and appropriately managed, the use of a structured approach is recommended. If such an approach had been used in the 189 reported incidents, earlier recognition and/or better management may have occurred in 16% of cases. 16 Ocak 2009
Nöromuskuler blokerler ve geri döndürücüleri
Doç.Dr.Mert Şentürk
Anestezinin tarihçesi hep ilgimi çekmiştir.Anesteziyoloji var olduğu ilk günden bu yana, teknolojinin ilerleyişine paralel bir şekilde hızlı bir gelişim süreci izlemiş ve günümüzde emniyetli bir hal almıştır.Anestezi tarihçesinde bu ay neler olmuş bir göz atalım (http://medicine.uab.edu/anesthesiology/education/35465 katkılarıyla) THIS MONTH
IN ANESTHESIA HISTORY: NOVEMBER
1793
November 28: Antoine Lavoisier
surrenders to French revolutionary government. He is imprisoned and executed by
guillotine in 1794.
1815
November 1::Crawford W. Long is born in
Danielsville , Georgia .
On the afternoon of March 30,
1842, in Jefferson , Georgia , Dr. Long removed a
small tumor from the neck of James Venable while the patient remained calm after
breathing ether vapor. Thus Long performed the first surgical operation under
ether anesthesia. Long continued to use ether in several other operations, but
failed to report his achievement until after William Morton's public
demonstration of ether anesthesia in October, 1846.
1821
November 9:
French writer Charles Baudelaire is born in Paris .
Although probably best known for his poetry collection _Les Fleurs du mal_
[_Flowers of Evil_, first edition 1857], Baudelaire was also a literary and art
critic and beginning in 1848 translated many works of Poe into French. His own
dark poetry, often fueled by sessions of hashish smoking, was very controversial
during his lifetime. In his essay "Poem of Hashish"
[1895], he made some interesting observations about
anesthesia: "Despite the admirable services which ether and chloroform have
rendered to humanity, it seems to me that from the point of view of the idealist
philosophy the same moral stigma is branded on all modern inventions which tend
to diminish human free will and necessary pain. It was not without a certain
admiration that I once listened to the paradox of an officer who told me of the
cruel operation undergone by a French general at El-Aghouat, and of which,
despite chloroform, he died. This general was a very brave man, and even
something more: one of those souls to which one naturally applies the term
chivalrous. It was not, he said to me, chloroform that he needed, but the eyes
of all the army and the music of its bands. That might have saved him. The
surgeon did not agree with the officer, but the chaplain would doubtless have
admired these sentiments." Baudelaire died in Paris
from the ravages of syphilis on August 31, 1867, at age
46.
1832
November 26: American author Louisa May
Alcott is born in Germantown , now a part of
Philadelphia , Pennsylvania . She is perhaps best
known for her novels Little Women
and its sequel, Little Men
[1871]. However, she also published several successful thrillers under the
pseudonym A.B. Barnard. Alcott worked as a nurse for six weeks at a Union
hospital in Washington, D.C., during the Civil War, and her first significant
work, Hospital Sketches [1863]
resulted from that experience. This work includes descriptions of the brutal
treatment of the wounded soldiers of that time; Alcott observes that "the
merciful magic of ether" was not always used in surgery. After contracting
typhoid pneumonia during this period, Alcott was treated with large doses of
calomel, a compound containing mercury. For the rest of her life, until her
death on March 6, 1888, the long-term side effects led her to self-medicate with
opium and morphine. Opium addiction is explored in some of her later writings,
such as The Marble Woman; or, The Mysterious
Model.
1846
November 7: Surgeon George Hayward performed a
leg amputation and a lower jaw removal under ether anesthesia at the
Massachusetts General Hospital . These
surgeries were the third and fourth at which Boston
dentist William Thomas Green Morton served as
anesthetist.
1846
November 9: Henry J. Bigelow, junior surgeon at the
Massachusetts General Hospital, reported on Morton's four successful ether
anesthesias to a meeting of the Boston Society for Medical
Improvements.
1846
November 12: Letter patent no. 4848 issued to Charles T. Jackson
and William T.G. Morton for 10% of all profits on the use of ether in surgical
operations. Because of vociferous opposition from the medical and dental
communities to such a patent, Jackson and Morton quickly made their discovery
known and freely available.
1846
November 12: First surgery in
private practice under ether anesthesia in Boston takes
place. J. Mason Warren, son of John Collins Warren, is the surgeon.
1846
November 18: Bigelow's account is published in
the Boston Medical and Surgical
Journal, launching the spread of ether anesthesia around the
world.
1846
November 21: In a letter to William T.G. Morton, Oliver Wendell
Holmes, Sr., suggests the word "anaesthesia" to describe the mental state
produced by the inhalation of ether vapor.
1847
November 8: In Edinburgh ,
Scotland , James Young Simpson introduced chloroform into
clinical practice. The patient was Wilhelmina Carstairs, daughter of a
physician.
1856
November 10: At London's King's College
Hospital, John Snow makes the first clinical administration of amylene, a gas he
had extensively investigated in animals. By July, 1857, Snow abandons use of the
gas after two of his patients die. In the summer of
1857 a New York physician, John G. Orton, published two
accounts in the Boston Medical and Surgical
Journal of his use of amylene in a toenail extraction and an
obstetric case. Dr. Orton noted that he had obtained the amylene from John Snow.
There is a fascinating footnote to the amylene story. In a March 2, 1857,
letter, the Paris correspondent of the New York Times reported excitedly on an
operation with amylene "for necrosis of the tibia" that he had witnessed. The
reporter noted of the patient, "She did not go to sleep, and yet she felt no
pain; her eyes remained open during the whole operation, which lasted nearly an
hour...." A purified form of amylene, pental (trimethyl ethylene), gained some
popularity in Germany and the United Kingdom
until the end of the century.
1868
November:
Dr. Edmund Andrews publishes in the Chicago Medical Examiner a paper proposing
administration of nitrous oxide with oxygen in a premixed combination of 80 to
20 percent.
1879
November 4: American humorist and author Will Rogers is born in
Indian Territory [what is now Oklahoma ].
Rogers had a long career on stage, radio and in films; he
also wrote some 4,000 syndicated newspaper columns and six books. He was
especially known for his political humor. Among his books is Ether & Me...or Just Relax [1937,
reprinted in 1973], a humorous account of a visit to the dentist. Along with
famed pilot Wiley Post, Rogers died in a plane crash near Point
Barrow, Alaska , on August 15, 1935. Learn more about
Rogers at http://www.cmgww. com/historic/ rogers/index. php
1883
November 13: James Marion Sims, a surgeon famous for his
vesicovaginal operation, dies. After Morton's October, 1846, public
demonstration of ether anesthesia in Boston , Sims urged
Georgia physician Crawford Long to publish an account of
operations using ether that Long had performed in 1842. Long's account finally
appeared in the December 1849, issue of the Southern Medical and Surgical
Journal. Sims was born on January 21, 1813, in South Carolina and
received his M.D. from Jefferson Medical
College in Philadelphia in 1835. For some years
he practiced in Montgomery , Alabama , but in 1853 moved to
New York where two years later he opened the world's first
hospital for women. He served a term as President of the American Medical
Association in 1876-77.
1884
November 15: Vassily von Anrep publishes first extensive account
of clinical use of cocaine in a Russian
journal.
1894
November 30: Ernst Amory Codman [1869-1940] and Harvey Cushing
introduced the anesthetic record on or before this
date.
1905
November 5: Actor Joel McCrea is
born. In addition to numerous other roles, McCrea starred as William T.G. Morton
in The Great Moment [1944], a
film biography directed by Preston
Sturges.
2001
November 9: The second annual
National Anaesthesia Day is held in Great Britain under the auspices
of the Royal College of Anaesthetists. The
first celebration was held May 25, 2000.
2005
November 5: British novelist
John Fowles dies at the age of 79. Well-known for such later novels as The Magus and The French Lieutenant's Woman, Fowles
achieved critical and commercial success early with his first novel, The Collector [1963]. That novel tells the
story of Frederick Clegg, a meek clerk and butterfly collector who decides to
elevate his collecting and kidnaps beautiful art student Miranda Grey as she is
walking home from class. Clegg uses a rag soaked in chloroform to subdue her. A
film version of the novel appeared in 1965 and featured Terence Stamp as Clegg
and Samantha Eggar as Grey. Both novel and film have extended scenes of the
criminal use of chloroform. Fowles was born in Leigh-on-Sea,
Essex , England , on March 31,
1926. [For
more information on such real-life uses of chloroform, see Payne JP. The
criminal use of chloroform. Anaesthesia. 1998
Jul;53(7):685- 90]
14 Kasım 2008
Inhaled Iloprost and Nitric oxide
in cardiothoracic surgery Michael Winterhalter (Hannover Üniversitesi)
Merakla ve heyecanla beklenen, geleneksel ''Anestezİstanbul'' toplantıları başlıyor. İstanbulda yaşamakta olan şanslı meslektaşlarıma ve azimle şehir dışından katılacak olanlara duyurulur. Sakın kaçırmayın çünkü telafisi yok...
AMAÇ
Genel anestezi günübirlik cerrahiler için yaygın kullanılan bir yöntemdir. İnhalasyon anestezikleri, minimal yan etki, hızlı ve tam derlenme sağlamaları gibi nedenlerle tercih edilmektedirler. Çalışmamızda, günübirlik artroskopi planlanan hastalarda, desfluran ve sevofluranın anesteziden derlenme zamanı, mental, psikomotor ve kognitif fonksiyonlarla ağrı üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. YÖNTEM
Haseki Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde, günübirlik artroskopi operasyonu planlanan ASA I-II grubundan 22-63 yaşları arasında 20 kadın, 20 erkek toplam 40 hasta, etik kurul ve hasta onamı alınarak çalışmaya dahil edildi. Preoperatif kısa kognitif muayeneleri (KKM) yapıldı. Premedikasyonsuz hastalara standart monitorizasyon ve %0.9 NaCl infüzyonu uygulandı. Hastalar rastgele iki grubuna ayrıldı. İndüksiyonda iki gruba da tiopental 5 mg/kg,vekuronyum 0.1mg/kg uygulandı. Entübasyonun ardından idamede Grup I’de (n=20) %66 N20,%33 O2 ve %4-7 desfluran, Grup II’de (n=20) %66 N20, %33 O2 ve %1.0-2.5 sevofluran kullanıldı. Ekstübasyonu takiben anestezi sonrası derlenme (PAR) skoru tespit edildi. PAR skorları 5.,10.,15.,20.,25.,30.,40.,50. ve 60. dakikalarda tekrar değerlendirildi. PAR skoru, hastanın aktivite, solunum, dolaşım, şuur ve renginin değerlendirmeye alındığı bir ölçek olarak kullanıldı. Ağrılı uyarana yanıt verdikten sonra 8 ve üstü değerler uyanıklık olarak kabul edildi. PAR 8’e kadar geçen süre ile göz açma ve oryantasyon zamanı kaydedildi. Mental ve psikomotor fonksiyonlarının değerlendirilmesinde Kısa Kognitif Muayene (KKM), postoperatif ağrı düzeylerini değerlendirmek için Visuel Analog Skala (VAS) kullanıldı. VAS postoperatif 5., 10., 15., 20., 25., 30., 40., 50. ve 60. dakikalarda kaydedildi. Her iki grup arasındaki değerlerin istatiksel analizi Student's - t testi ile yapıldı. BULGULAR
Grup II’de PAR 8’e ulaşma,göz açma ve oryantasyon süresi ortalamaları Grup I’e göre anlamlı derecede daha fazla bulundu. Grup I’de başlangıç, 5. ve 10.dk PAR ortalamaları, 5. ve 15.dk KKM ortalamaları Grup II’ye göre anlamlı derecede daha fazla bulundu. Grup I’de; 5., 10., 15., 20., 25., 30., 40. ve 50.dk, Grup II’de; 5., 10., 15., 20., 25., 30., 40., 50. ve 60.dk KKM ortalamaları başlangıç değerlerine göre anlamlı derecede düşük bulundu SONUÇ
Çalışmamızda desfluranın sevoflurana göre daha kısa sürede derlenme sağladığını, erken postoperatif dönemde kognitif fonksiyonların derlenmesinin desfluran ile daha hızlı olduğunu tespit ettik. Postoperatif ağrı, arteriyel kan basıncı, kalp atım hızı ve SPO2 değerlerinin her iki ajanla benzer oranda etkilendiğini saptadık. Günübirlik anestezi uygulamalarında her iki ajanın da güvenle kullanılabileceği kanısına vardık. TOLGA ERGÖNENÇ*, FATİH ÖNOL**, JALAN ERGÖNENÇ*
*SAKARYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON KLİNİĞİ **SAKARYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ
GİRİŞ
TURP sendromu, venöz sinüslerden fazla miktarda irrigasyon sıvısının sistemik dolaşıma katılmasıyla oluşan, baş ağrısı, huzursuzluk, konfüzyon, siyanoz, dispne, aritmi, hipotansiyon veya nöbetlerle karakterizedir. TURP sonrası DİC nadiren bildirilmiştir. OLGU SUNUMU
TURP planlanan 60 yaşındaki (63 kg,165 cm) kontrol altında DM Tip II dışında özelliği olmayan ASA II olguya spinal anestezi oturur pozisyonda L3-L4 aralığından, 22 G quinke spinal iğne kullanılarak, 10 mg %0.5 hiperbarik bupivakain ile gerçekleştirildi. Operasyonda 24 lt mannitollü irrigasyon solüsyonu kullanıldı. Kırkıncı dakikada desatürasyon, takipne, şuur durumu değişikliğinin ardından hipotansiyon ve solunum arresti geliştiğinde duyusal blok seviyesi T10 düzeyindeydi. Hasta entübe edilerek operasyon sonlandırıldı, 20 mg furasemid i.v. uygulandı, yoğunbakım ünitesine alınarak mekanik ventilasyona başlandı. Laboratuvar değerleri Na:95 mmol/L,K:4mmol/L,Ca:5 mg/dl,Cl:108 mmol/L, Glu:147 mg/dl, INR:2.2, PT:28.3, AMY:955 U/L, arter kan gazında (AKG) Ph:6.9, PO2:55, PCO2:29, BE:-13, HCO3:15, SPO2:87(FiO2:0.6), Hgb:8, Hct:23, Plt:112000, WBC:4400, CVP:18 mmHg idi. TURP sendromu düşünülen, kan ve kan ürünleri replasmanına rağmen anemik ve hipotansif seyreden olguya inotrop destek başlandı. Ertesi gün üretral kateter, santral venöz ve invaziv arteriyel kateterlerin çevresinden sızıntı şeklinde kanama izlenen hastada anemi (Hb:7.6,Hct:22), trombositopeni (71000), protrombin zamanı (PT), aktive parsiyel tromboplastin zamanı(aPTT) ve INR’de (3.8) uzama; fibrinojende azalma; D-dimer, üre azotu, kreatinin, alanin aminotransferaz, aspartat aminotransferaz, kreatin fosfokinaz ve amilaz değerlerinde yükselme saptandı. Bu bulgularla DİC düşünülen hastaya trombosit ve eritrosit süspansiyonları ile taze donmuş plazma verildi, antibiyoterapisi düzenlendi. Sedatize, kürarize, mekanik ventile olarak takip edilen hastanın 5. gününden itibaren hemodinamik parametlerinde, AKG ve laboratuvar değerlerinde düzelme izlendi. Hemodinamik destek ve sedasyon 8.günde kesilerek weaning planlandı. Onikinci günde ekstübe edilerek maske oksijen altında takibe başlandı. Vital bulguları stabil şekilde 15.günde servise alındı. SONUÇ
Kardiyak rezervi sınırlı hastalarda irrigasyon solüsyonunun fazla miktarda emilimi pulmoner konjesyona ve akciğer ödemine neden olabilir. Rejyonel anestezi uygulamaları, TURP sendromunun erken tanınarak hızlı ve etkin tedavi edilmesini sağlamaktadır.Bu olgularda dilüsyonel trombositopeniye ve prostattan dolaşıma tromboplastinlerin salınmasına bağlı DİC gelişebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. TOLGA ERGÖNENÇ*, JALAN ERGÖNENÇ*, SERKAN SEYHAN**, TOLGA SÖNMEZ*** *SAKARYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON KLİNİĞİ **SAKARYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ *** SAKARYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ NÖROLOJİ KLİNİĞİ
GİRİŞ
Spinal anesteziye bağlı nörolojik hasar nadir görülen bir durum olup, kalıcı fonksiyon kayıplarına neden olabilir. Lokal anestezik toksisitesi, hematom, enfeksiyon, iğnenin doğrudan oluşturduğu hasar nörolojik komplikasyonların sebebidir.Yazımızda, spinal anesteziden sonra gelişen, hiperbarik bupivakain toksisitesiyle ilişkilendirilen idrar inkontinansı sunulmuştur. OLGU SUNUMU
Bilateral varikosel tanısıyla yüksek inguinal ligasyon planlanan 27 yaşında, 55 kg ağırlığında, 190 cm boyundaki erkek hastanın hikaye ve fizik muayenesinde, nörolojik değerlendirmesinde özellik saptanmadı. Laboratuvar değerleri normal sınırlarda, EKG ve akciğer PA grafisi normaldi. Fiziksel skoru ASA I olan hastaya spinal anestezi planlandı. Standart monitörizasyon ve 500 cc %0.9 izotonik infüzyonunun ardından, spinal anestezi oturur pozisyonda L4-L5 aralığından, orta hattan 22 G quinke spinal iğne kullanılarak, 12.5 mg %0.5 hiperbarik bupivakain ile tek seferde gerçekleştirildi. Duyusal blok seviyesi T10 ve bromage skoru 3 iken cerrahi başlatıldı. Ellibeş dakika süren operasyon boyunca hemodinami stabil seyretti, ek sedasyon ve analjezi ihitiyacı olmadı. İntratekal enjeksiyondan sonra, 90.dakikada sensoriyel ve motor bloğun gerilemeye başladığı tespit edildi. İkiyüzotuzbeşinci dakikada üriner inkontinans ve şiddetli bel ağrısı tarif eden hasta tekrar değerlendirildi. Duyusal ve motor bloğun tamamen ortadan kalktığı, anogenital bölgede duyu kusurunun bulunmadığı, anal sfinkter tonusunun, kremaster, karın cildi ve alt ekstremitelerede derin tendon reflekslerinin normoaktif olduğu, alt ekstremitede distalde ve proksimalde kas gücünün 5/5 olduğu izlendi. Hastaya 8 mg deksametazon i.v. uygulandı. Lumbosakral MRI normal sınırlarda değerlendirildi, takip eden nörolojik muayenelerinde patolojik özellik saptanmadı. Üriner inkontinansın takibi için üretral kateter uygulanmadı. Hasta, intratekal enjeksiyondan 18 saat sonra idrarını tutabildiğini ve miksiyon sürecini istemli başlatabildiğini ifade etti. Takip eden 30 saat boyunca idrar inkontinansı ve ek nörolojik defisit gelişmedi. Hasta operasyon sonrası 2.günde sekelsiz taburcu edildi. SONUÇ
Spinal anestezi sonrası idrar inkontinansı nadir görülen bir durum olup, hiperbarik bupivakainle bildirilen 2 olgu mevcuttur. Hiperbarik solüsyonların supin pozisyonda sakral sahada birikmesi nedeniyle nörotoksisite spinal kanalın alt seviyelerinde daha belirgindir. Olgumuzun değerlendirmesinde, nörolojik defisit yada bu durumla ilişkili ilaç anamnezi yoktu. Kauda ekuina sendromunu düşündürecek başka nörolojik defisit tespit edilmedi. MRI incelemesinde spinal kord yada kök basısına neden olan bir patolojiye rastlanmadı. Bu nedenle, idrar inkontinansının,hiperbarik bupivakaine bağlı nörotoksisiteyle ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Tam bir yıl sonra sizlerle yeniden birlikteyim. Yeni konular ve güncel makalelerle, sizlerin de katkılarıyla daha da zenginleşeceğini umduğum bu günlüğün özgün olması temel hedefim. Derlemelerin kaynak belirtilerek yayımlanması gerekliliği son derece hassas, etik ve ahlaki bir konu. Bu nedenledir ki; makale ve internet ortamından alıntı yapılacak olan diğer içerik mutlaka kaynak belirtilmek suretiyle sizlerle paylaşılacaktır. Zengin içeriği ve özgün paylaşımlarıyla kısa sürede beğeninizi kazandığını düşündüğüm, benim de keyifle takip ettiğim ve link verdiğim ''Güncel Anestezi'' (http://guncelanestezi.blogspot.com) adlı günlüğün içeriğinin kaynak dahi belirtilmeden birebir kopyalandığı taklit sitelere maalesef rastladık. Bu durumun site editörlerinin kendi ahlaki anlayışları çerçevesinde gerçekleştiği kannatindeyim. Üç yıl önce yayın hayatına başlamış bir günlük olarak bir yıllık aradan sonra hoşgeldiniz diyor, TARK 2008'de sunulan posterlerimizle ilk girdiyi yayımlıyorum. Anesthesiology Question of the Day
A 52 year-old patient with CAD, with a history of an MI 2 years ago is now
being prepared for a hip replacement and asks you if certain techniques are
better for her heart than others. Of course you plan to provide a
hemodynamically stable anesthetic.
Do regional versus general anesthetic techniques make a difference in
patients with myocardial ischemia risk?
Go to this Anesthesiology question at
TheAnswerPage Sakarya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Korucuk Kampüsü Hastanesi ameliyathaneleri faaliyete başladı. Ameliyathane toplam 6 operasyon odası, 3 adet küçük müdahale odası, pre-op ve post-op üniteleri ve 8 yataklı PACU ile hizmet vermektedir. http://www.seah.gov.tr
|
|
|
|